Mp3 müzik indir || Bir Sır Gibi


Ferdi Özbeğen’in 1982 yılında Yaşar Kekeva Plak tarafından yayımlanan, yedinci albümü.
Albümün üretimini Ülkü Aker, düzenlemelerini Osman İşmen yapmıştır.

Parçalar

  1. Gündüzüm Seninle - Söz: Suat Sayın / Müzik: Suat Sayın
  2. Anladım ki Dolmamış Çilem - Söz: Suat Sayın / Müzik: Suat Sayın
  3. Akşam Olur Gizli Gizli - Söz: Halil Soyuer / Müzik: Suat Sayın
  4. Acı Gerçekler - Söz: Ali Tekintüre / Müzik: Mustafa Sayan
  5. Elini Sallasan - Söz: Ülkü Aker / Müzik: Rahbani Brothers
  6. Nerdesin Nerde - Söz: Ülkü Aker / Müzik: Rahbani Brothers
  7. Geceler - Söz: Kemal Gürses / Müzik: Kemal Gürses
  8. Seni Terkedeceğim - Söz: Ülkü Aker / Müzik: Rahbani Brothers
  9. Yok Yok Yalan Deme - Söz: Ülkü Aker / Müzik: Atahualpa Yupanqui
  10. Dün Gece Seni Andım - Söz: Yaşar Güvenir / Müzik: Yaşar Güvenir
  11. Mutlu Ol Yeter - Söz: Tahir Paker / Müzik: Burhan Bayar
  12. Yine Saçlarda Aklar - Söz: Mustafa Alpagut / Müzik: Mustafa Alpagut
  13. Sana Neler Dediler - Söz: Mustafa Alpagut / Müzik: Mustafa Alpagut
  14. Mihrabım - Söz: Turgut Yarkent / Müzik: Avni Anıl

Türkü indir || Zehra Bilir


“Türkü Ana” lakabıyla maruf Zehra Bilir 1913′te Malatya’nın ilçesi Arapgir’de dünyaya geldi. 1943′te radyo aracılığyla sesini duyurmuştur. 1944′te halk türkülerini sahne üzerinde ilk kez okuyan türkücüdür. 1930′larda Darülbedayi’de balerin olarak çalışan Zehra Bilir, fark edilen müzik yeteneğini yönlendirmek amacıyla besteci ve kanun sanatçısı Artaki Candan’dan ve Hüseyin Sadettin Arsel’den dersler aldı.Sanatçı sahneye şalvar, çarık gibi giysilerle çıkması ve özellikle elindeki mendili sallamasıyla ve türküleri yöre şivesiyle okumasıyla, türkülere devingenlik katışıyla büyük ilgi toplamıştır. Zehra Bilir 1952 senesinde ardında pek çok plak bıraktığı müzik yaşamına nokta koymuştur.
30 Haziran 2007′de İstanbul’da öldü.


çakkıdı indir || Devamı Var (albüm)


Mustafa Sandal’ın 13 Haziran 2007′de çıkardığı Devamı Var adlı yeni albümünün aranjörlüğünü Özgür Yedievli, Erhan Bayrak, İskender Paydaş, Sinan Akçil, Tolga Kılıç’tan oluşan 5 kişilik ekip yapmıştır. Şarkılardan 12 şarkının 4′ ünün hem söz hemde müziklerine imza atan Musti, ayrıca Lübnan’dan aldığı bir şarkıyla albümün ismini taşıyan Devamı Var’a ve Dayan isimli şarkıyaSinan Akçıl’la birlikte söz yazmıştır. Albümde İzel, Burcu Güneş, Ufuk Yıldırım gibi sanatçı arkadaşlarıda vokallerde yer aldı.

Albümün Çıkış şarkısı ‘İndir’ önce dedesi ve eski TRT sanatçısı Ritim ustası Hüseyin İleri ile oynadığı Muhabbet Kart reklamlarında tanıtılıp ardından Ömer Faruk Sorak tarafından klip çekilmiştir. Bir inşaat şantiyesinde çekilen klipte Musti’ye çeşitli ülkelerden seçilen dansçılarda eşlik etmiştir. 2. klip Melek Yüzlüm şarkısına çekmekte karar kılındı. Klibte bir hayranıyla oynayacağı açıklandı.

Avrupa ve Türkiye’de aynı yıl piyasaya çıkacak olan albümün Türkiye’deki yapımcılığını Seyhan Müzik üstlenmiştir. Ekim ayında çıkacak olan yurtdışı yapımcılığını ise Universal Müzik üstlenmiştir. Avrupa’da çıkacak bu albümünde yine dünyaca ünlü biri ile düet yapacağı öğrenilmiştir. Önce bu düeti single olarak çıkartıp daha sonra Devamı Var albümünü yurtdışında çıkartmayı planlanlanmaktır.

Mustafa Sandal, yeni albümü için şunları söylemiştir: ‘Bu albüm için hayatımın albümü diyebilirim. Şarkılara çok güveniyorum. İddialı konuşmayı sevmem ama şarkılarım yaza damgasını vuracak, herkesin diline yerleşecek. Çok çalıştık, bir yıl boyunca hemen her gece stüdyoda sabahladık. Hepsi kendi alanında uzman kişilerle çalıştım. Konser vermeyi, hayranlarımla olmayı çok özledim’


Dizi müziği indir || Bahattin Çamurali


Bahattin Çamurali, 1931 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinin Cida köyünde dünyaya gelmiştir. Önemli bir Karadeniz kemençesi üstadıdır. Farklı çalış stiliyle birçok kemençeciye örnek olmuştur. Görele, Akçaabat, Tonya’nın kesik kısa melodik hızlı ritmik riflerin aksine ezgisel yönü ağır basan Sürmene’ye özgü bir tarzı vardı. Tok melankolik sesine uygun kalın sesli kemençeyi ustalıkla kullanıyordu. 1991 yılında İstanbulda vefat etmiştir. Derlediği ve bestelediği türküler ve kemençe tekniği açısından tüm zamanların en iyi kemençecilerindendir.

Bahattin Çamurali, ayrıca karadeniz müziği dışında, halk müziği ve sanat müziği melodilerini de kemençeye uyarlamış ve başarılı olarak çalmıştır. Daha önce pek kullanılmayan veya bilinmeyen ve çıkarılması zor sesleri yakalamış ve bu tarzı ile daha çok dinleyicinin kulağına değil, yüreğine hitap etmiştir.


Kuran indir || Kroket


Kroket, ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da oynanan ve 1850’lerde İngiltere’de yaygınlaşan bir açık hava oyunudur.

Genel Bakış

İkişer kişilik iki takım ya da iki kişi arasında, dört tahta topa uzun saplı tokmaklarla vurularak oynanır. Mavi ve siyah toplar bir takımın, kırmızı ve sarı toplar rakip takımındır.

Oyun Alanı

32 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan çim kaplı kortta 6 küçük kale ve 1 kazık vardır. Bunun yarısı büyüklüğündeki kortlarda da oynanabilir.

Nasıl Oynanır?

Kortun iki ucundaki başlangıç çizgilerinden yapılan vuruşlarla toplar sırayla oyuna sokulur. Amaç topları belirli bir sırayla kalelerden geçirdikten sonra kazığa çarptırmaktır.
Sırası gelen oyuncu bir vuruş yapar. Eğer bu vuruşla topu bir kaleden geçirirse, bir vuruş hakkı kazanır. Vurulan topun başka bir topa çarptırılmasına roket denir.
Roket yapan oyuncu iki vuruş hakkı daha kazanır. Bu haklardan ilkinde topunu daha önce vurmuş olduğu topun yanına koyar ve her iki topu birden hareket ettirecek biçimde vuruşunu yapar. Usta bir oyuncu bu vuruşla her iki topuda istediği yönlere gönderebilir. Bir oyuncu topunu öbür toplara vurdurarak ve kalelerden arka arkaya geçirerek kazandığı vuruşlarla rakiplerine sıra vermeden birçok sayı kazanabileceği gibi, topu bütün kalelerden geçirmeyi de başarabilir.
Her iki topuda sırayla bütün kalelerden geçiren ve sonunda ortadaki kazığa çarptıran takım oyunu kazanır. Topu altı kaleden sırayla geçirdikten sonra kazığa atmadan önce bütün kalelerden bir de ters yönde geçirmek gereklidir.


Demo oyun indir || Jon hare


Jon Hare
Sensible Software şirketinden Jon Hare, 20 yılı aşkın bir süredir oyun sektöründe çalışıyor. Kariyeri boyunca pek çok ödül almış olan Hare, İngiltere’nin en ilginç ve ünlü oyun yazarlarından.

Hare’in en çok tanınan oyunları Sensible Soccer, Canon Fodder ve MegaLoMenia.


Bedava program indir || Plug-in


Plug-in kendi başına çalışabilen bir program için, genellikle çok spesifik bir alanda duyulan gereklilik üzerine geliştirilen, programa yeni özellikler ekleyen yazılımdır. Plug-inler ana programdan bağımsız çalışamaz.

Uygulamalar çok çeşitli nedenlerden dolayı plug-inlere destek verirler. Bunlardan bazıları şöyledir:

  • Diğer yazılımcıların uygulamayı genişletmesine olanak sağlamak
  • Ana uygulamanın boyutunu küçültmek
  • Yazılım Lisansından doğacak problemleri önlemek için kaynak kodu uygulamadan ayırmak.

İşleyiş

Ana program pluginler tarafından kullanılacak bâzı servisler sağlar. Bu servisler pug-inin ana uygulamaya kayıt olmasını sağlayacak yolları ve plug-in ile ana uygulama arasındaki veri alış-verişini düzenleyecek protokolleri içerir.


şarki indir || 2007 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Gürcistan


2007 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Gürcistan. Gürcistan 2007 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Eurovision macerasına ilk defa atılan 2 ülkeden biridir. Bu sayı Sırbistan ve Karadağ’ın da katılımıyla 4′ü bulmuştur.

Oylama

Final - 3 Mart 2007
Şarkı Puan Sıra
1 Tell Me Why 36% 2
2 Freedom 4% 4
3 My Story 51% 1
4 On Adjarian Motives 5% 3
5 Fantasy Land 4% 4

Yeni mp3 indir || Yenikent, Bergama


Yenikent Bakırçay ovasının üstünde kurulu, nüfusu 3500 dolaylarında olan tipik bir İzmir köyüdür. Geçimini daha çok pamukçuluk tütüncülük’le sağlamaktadır. Yeni yeni başlayan büyük baş hayvancılık ekonomisinin belirli bir kısmını karşılamaktadır. Köyün yaklaşık 2 km uzağından geçen Bakırçay sayesinde sulak olarak adlandırabileceğimiz bir yerleşimdir. İzmir’e 97 km, Bergama’ya 17 km uzaklıktadır.


Sims indir || Psikoz


Psikoz, düşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu zihin durumunu tanımlamakta kullanılan genel bir psikiyatri terimidir. Psikotik epizod geçiren hastalar halüsinasyonlar görüp, delüzyonel inançlar taşıyabilir (grandiyöz veya paranoid delüzyonlar gibi), kişilik değişiklikleri ve düşünce bozukluğu gösterebilir. Bir psikotik epizod gerçek ile bağlatının kopması veya zarar görmesi ile karakterizedir denilebilir. Gençlerde daha sık görülen psikoz ağır bir zihinsel hastalığın belirtisi olabilir.

Etimoloji

Psikoz sözcüğü ilk kez Ernst von Feuchtersleben tarafından 1845′te delilik ve maniye alternatif olarak kullanılmıştır. Sözcük Yunanca psyche (”zihin, ruh”) ve -osis (”hastalıklı” veya “anormal durum”)dan türemiştir. Sözcük zihin bozuklukları olduğu düşünülen bozuklukları, sinir sistemindeki bir bozukluktan türediği düşünülen nevrozdan ayırmak için kullanılmıştı.

Genel Bakış

Genel psikiyatride psikoz ağır akıl hastalığının semptomu olarak kabul edilir, fakat kendisi bir diyagnoz sayılmaz. Her ne kadar sadece belirli bir psikolojik veya fiziksel durumla arasında bağlantı olmasa da, özellikle şizofreni, bipolar bozukluk ve ağır klinik depresyon ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca psikotik duruma yol açabilecek, saptanabilir fiziksel patolojiler de vardır, beyin zedelenmesi veya diğer nörolojik bozukluklar, lupus ve alışkanlık oluşmuş uyuşturucu maddelerin kullanımının geri çekilmesi.

Psikoz terimi, bir kişinin davranışları sebebiyle suçlanamayacağını ortaya koyan ve hukuki bir terim olan delilik kavramından ayrıştırılmalıdır. Benzer bir şekilde, bir kişilik bozukluğu olan psikopatiden de farklıdır. Her ne kadar yaygın görüş ikisini aynı şekilde ele almakta ve psiko olarak kısaltmakta ise de, pskioz psikopatinin temel özellikleriyle benzerlik taşımaz; özellikle şiddet yönü psikoz da nadiren görülürken, gerçeklik duyusunun bozulması ve kaybolması da psikopatide nadiren görülür.

Psikoz ayrıca deliryum durumundan da ayrıştırılmalıdır, zira bir psikotik birey yüksek düzeyde entelektüel emek isteyen işleri bilinci açıkken yapabilir. Son olarak, zihinsel hastalıktan da ayrıştırılmalıdır. Psikoz diğer zihinsel hastalıkların bir semptomu olarak görülebilir. Fakat tanımsal bir kavram olarak kendi başına bir hastalık sayılır. Örneğin, şizofrenili kişiler psikoz içermeyen uzun dönemler geçirebilir ve bipolar bozukluğu ve depresyonu olan kişilerde de psikozsuz duygudurum semptomları olabilir. Tersi şekilde, kronik zihinsel hastalığı olmayan birisinde, yoğun stres veya bir advers ilaç tepkisi nedeniyle psikoz oluşabilir.

Psikoaktif maddelerin kullanımı sonrası gerçekleşen psikotik durumlar özellikle dozaşımı, kronik kullanım ve kullanmayı bırakma (geri çekilme) ile ilişkilendirilebilir. Belirli bileşikler diğerlerine oranla daha yüksek bir psikoza yol açma olasılığına sahiptirler ve bazı bireyler diğerlerine oranla daha hassas olabilirler. Belirli ’sokak’ maddeleri, örneğin özellikle kokain, amfetamin, PCP ve halüsinojenler psikoz gelişimiyle ilişkilidir. Antikolinerjik ilaçlar (atropin, skopolamin, Datura stramonium) ve birçok antihistamin de bazı kişilerde psikoza yol açabilir.

Merkezi sinir sisteminde genel depresan etkileri olan maddeler kullanımları sırasında psikoza neden olmamaya eğilimlidirler ve aslında bazı insanlarda semptomların etkilerini azaltabilirler. Fakat bu tip maddelerin kullanımına son verilmesi (geri çekinilmesi) özellikle tehlikeli olabilir, psikoz veya deliryuma neden olabilir.

Psikolojik stresin de psikotik durumlarda payı olduğu ve bunları tetiklediği bilinmektedir. Hem yaşam boyunca olmuş çeşitli travmatik olayları barındıran bir geçmişin hem de yeni karşılaşılmış olan stresli bir olayın psikozun gelişiminde payı olduğu bilinmektedir. Stresin tetiklediği kısa-dönemli psikoz kısa süreli tepkisel psikoz (veya kısa reaktif psikoz) olarak anılır.

Uykusuzluk psikozla ilişkilendirilmiş olmakla birlikte, çoğunluk için büyük bir risk faktörü olduğuna dair fazla kanıt yoktur. Bazı kişiler hipnogojik veya hipnopompik halüsinasyonlar geçirse de bunlar normal uyku fenomenleri olup psikozun belirtilerinden sayılmaz.

1960′lar ve 1970′lerde psikoz karşı kültür eleştirmenlerinin ilgi odağı olmuştur. Bunlar psikozun illa ki bir hastalık olması gerekmediğini belki gerçeklik inşa etmenin sadece farklı bir yolu olabileceğini öne sürmüşlerdir. Örneğin, R. D. Laing psikozun, benzeri görüşlerin hoş karşılanmayacağı bir durumda yaşayan kişilerin kaygılarını sembolik bir şekilde ifadesi olarak görmüştür. Ayrıca psikozun iyileştirici (şifa) ve ruhani yönleri olan transandantal bir deneyim olduğunu iddia etmiştir.

Bununla birlikte, genel olarak, psikozun teşhis ve bilimsel incelenmesindeki gelişmeler biyoloji, bilişsel psikoloji ve nöropsikoloji temelli teorilerin kabul edilmesine yol açmıştır. 1990′lardan beri, ABD ve Avrupa’da sadece bir iki saygın pratisyen psikoza bu bilimsel çerçevedeki kaynaklar dışında yaklaşmıştır.

Antipsikotik ilaçlar psikozun tedavisinde kullanılmaktadır ve potansiyel olarak semptomları nispeten hızlı bir şekilde azaltabilir veya yok edebilirler. Bugün birçok klinik standart organizasyonları tarafından bilişsel davranışsal terapi psikoz için etkili bir psikolojik tedavi olarak önerilmektedir.

Belirtiler

Psikoz belirtileri şöyle sıralanabilir:

  • Düşünce bozukluğu - düşüncelerin belirli bir düzene oturtulamaması, karmaşık bir hale gelmesi bunun sonucu olarak konuşmada bozukluklar, dikkat toplamada sorunlar vb.
  • Duygudurumda değişkenlik - belirli sebepler olmaksızın kişinin duygudurumunda değişiklikler olabilir, değişkenlik görülebilir. Örneğin herhangi bir neden olmaksızın kişi çok üzülebileceği gibi yine bir neden yokken çok coşkulu olabilir.
  • Delüzyonel inançlar - kişinin gerçekdışı düşünce ve inançlara sahip olması. Bu inançlar çok güçlü ve ısrarcı olabilir.
  • Halüsinasyonlar - kişiler gerçekte var olmayan şeyleri görme, koklama, duyma veya koklama gibi duyu bozuklukları görülebilir.
  • Kişilik değişikliği - kişinin kişiliğinde ve davranışlarında büyük değişiklikler olması.

Belirtiler bireyden bireye büyük oranda farklılık gösterir. Ayrıca bazı bireyler psikoza diğerlerinen daha yatkındırlar. Ayrıca psikozun tipine ve arkaplanda yatan zihinsel hastalığa göre belirtiler ve yoğunlukları değişebilir. Örneğin duygudurum değişkenliği bipolar bozukluğun belirtisi olarak psikoz geçiren bir kişide daha yoğunken, halüsinasyonlar şizofreninin belirtisi olarak psikoz geçiren bir kişide daha yoğun olabilir.

Psikotik Deneyimler

Bir psikotik epizod kişinin duygudurumuna ve zihinsel hastalığına göre değişir; örneğin bir depresyon arkaplanındaki kişinin yaşadığı psikotik epizod ile mani arkaplanındaki bir kişinin yaşadığı psikotik epizod arasında fark olabilir.

Her ne kadar sıkıntılı ve güç bir durum da olsa, psikoz deneyimlerinde faydalı yönler bulan ve bu deneyimleri kişisel gelişimleri için kullanan kişiler de olmuştur.

Halüsinasyonlar

Halüsinasyon “hakiki bir etki olmadan duyu organlarının tenbih almış gibi çalışması” olarak tanımlanabilir. Halüsinasyonlar beş duyunun her birinde oluşabileceği gibi herhangi bir şekli de alabilir; yani basit duyumsamalardan (örneğin ışık, renkler, tatlar veya kokular) gerçekte var olmayan hayvan ve insanlarla iletişim, belirli sesler duymak gibi daha anlamlı ve kompleks deneyimlere kadar uzanabilir.

Ses halüsinasyonları, özellikle de seslerin duyulması deneyimi psikozun önde gelen ve yaygın özelliklerindendir. Varsanılan sesler kişi hakkında veya kişiyle konuşabilir ve birden çok konuşma birden çok ses duyulabilir. Ses halüsinasyonları özellikle de kişiye emredici, küçültücü veya meşgul edici olduklarında sıkıntılı olurlar.

Delüzyonlar ve Paranoya

Psikoz delüzyonel veya paranoid inançlar içerebilir. Karl Jaspers psikotik delüzyonları birincil ve ikincil tiplere sınıflandırır. Birincil delüzyonlar belirli, anlaşılabilir nedenleri olmaksızın tanımlanırken ikincil delüzyonlar kişinin arkaplanı ve güncel durumuyla bağlantılı olarak anlaşılabilir.

Düşünce Bozukluğu

Formal düşünce bozukluğu bilinçli düşüncede oluşan bir bozukluk olarak tanımlanabilir ve büyük ölçüde konuşma ve yazıdaki etkilerine göre sınıflandırılır. Etkilenmiş kişilerde baskılı konuşma (hızlı ve duraksız konuşma), düzensiz veya uçuşan fikirler (cümlenin ortasında veya uygunsuzca konunun değişmesi), düşüncenin engellenmesi, kafiye veya cinas görülebilir.

Anlayış Yetersizliği

Psikozun önemli özelliklerinden biri de kişinin davranış veya deneyimlerinin garip, yabancı veya doğaüstü halinin kişi tarafından anlaşılamamasıdır. Akut psikoz durumunda dahi, kişiler halüsinasyonlarının ve imkansız delüzyonlarının herhangi bir şekilde gerçekdışı olabileceğini düşünemezler, anlayamazlar. Yine de bu mutlak değildir; iç görü/anlayış bireyler arasında ve psikotik epizodun süreci boyunca değişiklik gösterebilir.

Tıbbi Açıdan Psikoz

Psikozun birkaç olası sebebi vardır. Psikoz derinde yatan bir zihinsel hastalığın, örneğin bipolar bozukluk veya şizofreninin, sonucu oluşabilir. Ayrıca psikoz ağır zihinsel stres ve amfetamin, LSD, PCP, kokain veya skopolamin gibi maddelerin yüksek dozlarda veya kronik kullanımında tetiklenebilir veya yoğunlaşabilir. Merkezi sinir sistemi depresan ilaçlarından ani geri çekilme (kullanımını bırakma) psikotik epizodları tetikleyebilir. Psikozun geniş yelpazade birçok farklı hastalık veya durumda görülmesinden (örneğin AIDS, lepra ve sıtma dahil) anlaşılabileceği gibi bir psikotik epizodun tek bir nedeni yoktur.

Ana psikozların manik depresif delilik (şu an bipolar bozukluk diye anılır) ve dementia praecox’a (şu an şizofreni diye anılır) ayrılması Emil Kraepelin tarafından yapılmıştır. Kraepelin 19. yüzyıl psikiyatristlerince belirlenmiş çeşitli zihinsel bozuklukların bir sentezini oluşturmaya çalışmıştır. Bunu ortak semptomların sınıflandırılması temelinde hastalıkları gruplandırarak yapmaya çalışmıştır. Kraepelin ‘manik depresif delilik’ terimini duygudurum bozukluklarının türm spektrumunu tanımlamak için, genelde bugünkü kullanımından çok daha geniş bir çerçevede kullanmıştır. Kraepelin’in sınıflandırmasına göre terim bipolar bozukluğun yanı sıra ‘ünipolar’ klinik depresyonu ve siklotimi gibi diğer duygudurum bozukluklarını da kapsayacaktı. Bunlar duygudurum kontrolüyle ilgili problemlerle karakterizedirler ve psikotik epizodlar duygudurumdaki rahatsızlıklarla ilgili olarak oluşur ve tedavi bile görmeyen hastalar sık sık psikotik epizodlar arasında normal işleyen dönemler geçirmektedirler. Şizofreni ise duygudurumdaki rahatsızlıklarla ilgisiz bir şekilde oluşan psikotik epizodlarla karakterizedir. Çoğu tedavi görmeyen hastalar psikotik epizodlar arasında rahatsızlık belirtileri göstereceklerdir.

Psikotik epizodların süresi bireyden bireye farklılık gösterebilir. Kısa süreli tepkisel psikozda psikotik epizod doğrudan hayattaki belirli bir stresli olayla ilgilidir ve bu nedenle hastalar ani bir şekilde iyileşip, iki hafta içinde normale dönebilirler. Bazı nadir vakalarda ise, bireyler uzun yıllar boyunca psikoz durumunda kalabilir veya çoğu zaman zayıflamış psikotik semptomlar gösterebilirler.

Kısa süreli psikotik epizod geçiren bir hasta, (örneğin) şizofreni sonucu psikotik olan bir başka hastayla aynı semptomlara sahip olabilir ve bu olgu psikozun temelde beyindeki belirli bir biyolojik sistemde oluşan bir bozukluk olduğu fikrini desteklemekte kullanılmıştır. Bu sanıdan temel alan dopamin hipotezi erken bir teori olmasına rağmen hâlâ popülerliğini korumaktatır. Bununla beraber, psikoz deneyiminde çok geniş bir faktörler topluluğunun (çevresel, sosyal ve çocukluktaki gelişim faktörleri dahil) etkin olduğu belirginleştiği için biyolojik teorilere ne kadar ağırlık verilebileceği tartışmalıdır.

Herkesin bazı garip ve potansiyel olarak gerçekliğin bozulduğu deneyimler geçirebileceğinden yola çıkarak psikozun sürekli olarak var olduğu da iddia edilmiştir. Bu fikir (örneğin) halüsinasyon gibi deneyimlerin, deneyimleri nedeniyle sıkıntıya düşmeseler veya zarar görmeseler de, nüfusun büyük bir bölümünde görüldüğünü ortaya koyan araştırmalarca desteklenmiştir. Bu görüşe göre psikotik bir hastalık teşhisi konan kişiler spekturumun sonunda, deneyimlerin özellikle yoğun veya sıkıntılı olduğu durumda olabilirler (bakınız şizotipi).

Psikoz ve Beyin Fonksiyonu

Psikozlu bir kişinin beyninin görüntüsü ilk kez 1935′te pnömoensefalografi diye adlandırılan bir teknik yardımıyla yapılmıştır. Psikotik epizod geçiren insanların hem beyin yapısındaki değişiklikleri hem de beyin fonksiyonundaki değişiklikleri araştıran modern beyin görüntüleme çalışmaları, karışık sonuçlar vermiştir.

Psikozlu kişilerin beyinlerindeki yapısal değişiklikleri araştıran 2003 tarihli bir çalışma, kişilerin psikotik olmalarının öncesi ve sonrasında, korteksdeki gri maddede önemli bir azalma olduğunu gösterdi. Bu gibi bulgular psikozun kendisinin nörotoksik olup olmadığı ve psikotik epizodun uzunluğunun beyindeki potansiyel olarak zararlı değişikliklerle ilgili olup olamadığı gibi tartışmaların doğmasına yol açmıştır. Her ne kadar araştırmalar devam etse de, güncel araştırmalar durumun bu olmadığını göstermiştir.

Fonksiyonel beyin taramaları beynin duyuları algılayan bölümlerinin psikoz sırasında aktif olduğunu götermiştir. Örneğin, sesler duyduğunu iddia eden bir kişiye yapılan PET veya fMRI’nin sonuçları, kişinin işitsel korteksinde veya beynin konuşmayı anlama ve algılamayla ilgili kısımlarında etkinlik olduğunu gösterebilir.

Öte yandan, inanç kavramının farklı insanlar arasında doğru bir karşılaştırma yapmak için kullanılabilecek açık bir psikolojik tanımı yoktur.

Net bir bulgu ise, psikotik deneyimlere eğilimli olan kişilerin beyinlerinin sağ yarım küresinde daha yüksek bir etkinliğin gözlendiğidir. Sağ yarım küredeki bu yüksek etkinlik düzeyi, yoğun paranormal inançları olan sağlıklı kişilerde ve mistik deneyimler beyan eden sağlıklı kişilerde de görülmüştür. Aynı zamanda daha yaratıcı olan kişilerin de benzer beyin etkinliği modelleri göstermeye daha yatkın olduğu ortaya konmuştur. Bazı araştırmacılar bunun hiçbir şekilde paranormal, mistik veya yaratıcı deneyimlerin kendi kendilerine zihinsel hastalığın bir semptomu olabileceği anlamına gelmediğini belirtmiştirler; zira bu gibi deneyimlerin bazılarında faydalıyken bazılarında teşhis edilebilir zihinsel patolojik sıkıntı ve rahatsızlığa yol açabilmesine neyin neden olduğu belirsizdir.

Psikoz geleneksel olarak dopamin nörotransmitterine bağlanmıştır. Özellikle, etkili bir iddia olan dopamin hipotezi psikozun beyindeki dopamin fonksiyonunun aşırı etkinliği nedeniyle oluştuğunu ifade etmektedir. Bu teoriyi destekleyen iki ana kanıtsal kaynak dopamin-engelleyici ilaçların (antipsikotikler) psikotik semptomların yoğunluğunu azaltmaya eğilimli oluşu ve dopamin etkinliğini arttıran ilaçların (amfetamin ve kokain gibi) bazı insanlarda psikozu tetiklediğidir (bakınız amfetamin psikozu).

Genelde psikoz ile dopamin arasındaki bağlantının kompleks olduğuna inanılmaktadır. Her şeyden önce, antipsikotik ilaçlar dopamin reseptörlerini anında bloke ederken (engellerken), psikoz semptomlarını azaltmaları genellikle bir veya iki hafta alır. Ek olarak, yeni ve eşit oranda etkili antipsikotik ilaçlar, eski ilaçlara nispeten beyinde daha az dopamin bloke ederken, serotonin fonksiyonunu da etkilerler; bu da dopamin hipotezinin durumu fazlasıyla basitleştirdiği fikrini doğurmaktadır.

Psikiyatrist David Healy farmasötik firmaları bu zihinsel hastalık için basitleştirilmiş biyolojik teorileri destekleyip, psikoz etyolojisinde önemli etkenler olduğu bilinen sosyal ve gelişimsel faktörlerin göz ardı ettikleri ve farmasötik tedavilerin birincil olduğunu vurguladıkları yönünde eleştirmiştir.

Bazı teoriler psikotik semptomları, kişinin içinde geçirdiği deneyim ve oluşturduğu fikirlerin aidiyetinin algılanmasıyla ilgili bir sorun olduğu şeklinde görürler. Örneğin, sesler işitme deneyimini geçiren bir psikotik kişinin aslında bu sesleri içinden kendisinin konuşması fakat dışarıdaki bir kaynaktan geldiği şeklinde yanlış biçimde algılaması.

Kenevir ve Psikoz

Bugün kenevir kullanımı ile psikoza karşı hassasiyet arasındaki muhtemel küçük ama önemli bir bağlantı üzerine kanıtlar artmaktadır. Bazı çalışmalar kenevir kullanımının psikotik deneyimindeki ufak bir artışla ilişkili olduğunu ve bunun da bazı insanlarda psikozu tetikleyebileceğini ortaya koymuştur. Erken dönemli çalışmalar, katılımcıların daha önce veya test sürecinde kullanmış olabileceği diğer maddeleri (örneğin LSD) ve diğer faktörleri dikkate almadıkları için eleştirilmişlerdir. Bununla birlikte, daha iyi kontrole sahip daha güncel çalışmalar da kenevir kullananlarda psikoz riskinde küçük bir artış olduğu sonucuna varmıştır. Bunun nedensel bir bağ olup olmadığı hâlâ belirsizdir ki ayrıca bu sadece kenevir kullanımının zaten psikoza yatkın olan insanlarda psikoz riskini yükselttiği anlamına da gelebilir. Kenevir kullanımının son yıllardaki artışı ile birlikte psikoz oranının artmayışı, tüm kenevir kullananlarlar için doğrudan bir bağlantının olmadığı fikrini doğurmuştur.

Psikiyatrik Olmayan Durumlar ve Psikoz

Psikoz birçok hastalığın öğesi olabilir; sıklıkla da beyin veya sinir sistemi doğrudan etkilendiği durumlarda. Psikozun zaman zaman bazı hastalıklara (örneğin grip ve kabakulak dahil) paralel olarak ortaya çıktığı gerçeği de, çeşitli sinir sistemi stresörlerinin psikotik bir tepkiye yol açabileceği fikrini oluşturmuştur. Psikiyatrik olmayan durumlarda ortaya çıkan psikoz zaman zaman ‘ikincil psikoz’ olarak anılır. Bunun gerçekleşmesine yol açan mekanizmalar hâlâ bilinmezken, psikozun belirli olmayışı Tsuang ve meslektaşlarının “psikoz zihinsel hastalığın ‘ateş’idir - ciddi fakat belirsiz bir gösterge” şeklinde düşünmesine yol açmıştır.

Psikozla özellikle ilişkilendirilen ve psikiyatrik olmayan bazı durumlar vardır, bunlardan birkaçı şunlardır:

  • Beyin tümörü
  • Lewy cisimcikli demans
  • Hipoglisemi
  • Zehirlenme
  • Multipl skleroz
  • Sistemik lupus eritematozus
  • Sarkoidoz

Tedavi Metodları

Büyük değişkenlik sebebiyle, tedavi öncesinde psikotik kişiyle bir dizi görüşme yapılır. Bu görüşmelerde çevresel ve sosyal etkenler hakkında da bilgi edinilir zira bunların psikoz etyolojisinde önemli rol oynadıkları bilinmektedir. Tedavi genellikle ilaç tedavisinin yanı sıra psikolojik terapi de içerir. İlaç tedavisi antipsikotikleri içerir. Psikolojik terapi psikozun yoğunlaştığı noktalara, arkaplana ve bireye göre büyük değişkenlik gösterebilir. Doğrudan birebir terapinin yanı sıra grup terapisi olarak da yürütülebilir.

Notlar

  1. - Johns LC, van Os J. (2001) The continuity of psychotic experiences in the general population. Clinical Psychology Review, 21 (8), 1125-41
  2. - Moore, MT, Nathan, D, Elliot, AR & Laubach, C. (1935) Encephalographic studies in mental disease. American Journal of Psychiatry, 92 (1), 43-67
  3. - Pantelis C, Velakoulis D, McGorry PD, Wood SJ, Suckling J, Phillips LJ, Yung AR, Bullmore ET, Brewer W, Soulsby B, Desmond P, McGuire PK. (2003) Neuroanatomical abnormalities before and after onset of psychosis: a cross-sectional and longitudinal MRI comparison. Lancet, 25, 361 (9354), 281-8.
  4. - Ho, B. C., Alicata, D., Ward, J., Moser, D. J., O’Leary, D. S., Arndt, S., et al. (2003) Untreated initial psychosis: relation to cognitive deficits and brain morphology in first-episode schizophrenia. American Journal of Psychiatry, 160(1), 142-148.
  5. - Lohr JB, Caligiuri MP (1997) Lateralized hemispheric dysfunction in the major psychotic disorders: historical perspectives and findings from a study of motor asymmetry in older patients. Schizophrophrenia Research, 30, 27(2-3), 191-8.
  6. - Pizzagalli, D., Lehmann, D., Gianotti, L., Koenig, T., Tanaka, H., Wackermann, J., et al. (2000) Brain electric correlates of strong belief in paranormal phenomena: intracerebral EEG source and regional Omega complexity analyses. Psychiatry Research, 100(3), 139-154.
  7. - Makarec, K., & Persinger, M. A. (1985) Temporal lobe signs: electroencephalographic validity and enhanced scores in special populations. Perceptual and Motor Skills, 60(3), 831-842.
  8. - Weinstein, S., & Graves, R. E. (2002) Are creativity and schizotypy products of a right hemisphere bias? Brain and Cognition, 49(1), 138-151.
  9. - Healy D. (2002) The Creation of Psychopharmacology. Cambridge, MA: Harvard University Press. ISBN 0674006194
  10. - Blakemore SJ, Smith J, Steel R, Johnstone CE, Frith CD. (2000) The perception of self-produced sensory stimuli in patients with auditory hallucinations and passivity experiences: evidence for a breakdown in self-monitoring. Psychological Medicine, 30 (5), 1131-9.
  11. - Degenhardt, L. (2003) Editorial: The link between cannabis use and psychosis: furthering the debate. Psychological Medicine, 33, 3-6.
  12. - Degenhardt, L., Hall, W., & Lynskey, M. (2001) Comorbidity between cannabis use and psychosis: Modelling some possible relationships. NDARC Technical Report No. 121. Sydney: National Drug and Alcohol Research Centre. pdf
  13. - Tsuang, M. T., Stone, W. S., & Faraone, S. V. (2000) Toward reformulating the diagnosis of schizophrenia. American Journal of Psychiatry, 157(7), 1041-1050.
  14. - “psychosis”, Concise Oxford English Dictionary, Oxford University Press, 2004.